h Dolar 8,4115 %0.03
h Euro 9,9930 %0.03
h BIST100 1.408,81 %0.65
a Öğle Vakti 13:15
İstanbul 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
haberci

haberci

03 Ağustos 2021 Salı

Orman yangınları ile mücadelede kullanılan 5 teknoloji

Orman yangınları ile mücadelede kullanılan 5 teknoloji
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’yi sarsan orman yangını felaketi sonrası, yangınla mücadele teknolojileri gündemde. Peki gelişmiş ülkelerde bu teknoloji ne durumda?

Türkiye’de Antalya’nın Manavgat ilçesinde başlayan orman yangınları özellikle güneyde birçok ilimize yayıldı. Doğal yaşamı tehdit eden bu yangınlar, kısa sürede yerleşim yerlerine de sıçradı.

Ne yazık ki can kaybına da neden olan orman yangınları yeni tartışmalara da yol açtı. Bir taraftan yangına uçaklarla mücadele tartışılırken, dünyada uçak ve helikopter dışında orman yangını ile mücadele için nasıl teknolojiler kullanıldığını sizler için derledik.

Dünyada orman yangını ile mücadele için kullanılan teknolojiler

Türkiye’de başlayan orman yangınları tüm dünyada gündeme oturmuş durumda. YunanistanİtalyaRusyaABD gibi ülkelerde de aynı tarihlerde büyük yangınlar ortaya çıktı. Bu aynı anda çıkan yangınlar uzmanlar tarafından küresel ısınmanın sonucu olarak görülüyor.

Geçen sene Avusturalya’yı yakıp kül eden büyük orman yangını sonrası yangınla mücadele teknolojileri tüm dünyada gündeme oturdu. Uydular orman yangınları ile mücadelede önemli teknolojilerden biri. Ancak anlatacağımız beş teknoloji ancak beraber kullanıldığında çok daha etkin bir yangınla mücadele sağlıyor.

Orman yangını ve uydu teknolojisi

İnsanoğlu, uzayla olan ilk iletişimini Rus Sputnik uydusuyla kurdu. Uydular, internetten haberleşmeye ve GPS’e kadar birçok teknoloji için büyük önem arz ediyor.

Orman yangını ile mücadele teknolojileri arasında uydular önemli bir yere sahip. Özellikle NASA, orman yangınları ile mücadele için anlık takiplerini tüm dünyayla paylaşıyor. Bundan tam yirmi yıl önce yörüngeye gönderilen ilk uyduyla birlikte NASA uydularının termal kameraları ile tüm dünyada yangınları tespit edebiliyor.

Ancak NASA tarafından yapılan bu paylaşım orman yangınlarını bölgede yaşanan sıcaklık artışı üzerinden hesaplıyor. Burada yangının tam nerede çıktığını anlamak için devletlerin de ormanları sürekli olarak sensörlerle takip etmesi gerekiyor.

ABD hem NASA uydularının hem de yangınla mücadele ekiplerinin içinde yer aldığı bir acil müdahale sistemine sahip. Uydudan gelen veriler yanında yine gün boyu uçaklarla yangın tespiti yapılıyor. Kara ekipleri ise uydu ve uçaklardan gelen bilgileri kısa sürede değerlendirip yangına müdahalede bulunuyor.

Bu konuda en iyi örnek ise Avusturya’dan. Fireball International adlı Avusturya firması, iki yıl önce özel uyduları ile ABD’de yer alan bir yangını tespit etti. Buna göre şirkete ait uydular 2019 Kalforniya yangınını, başladıktan sonra 66 saniye içinde tespit etti.

ABD’de yer alan ve üç Üniversitenin ortaklaşa kurduğu ALERT orman yangın sistemi ise bu istihbaratı üç dakika içinde doğruladı. Kısacası küresel ısınma ile birlikte artan yangınlara karşı uydular tüm dünyayı kapsayan bir erken müdahale sisteminin öncüsü durumunda.

Uzmanlar, orman yangınlarında özellikle erken yapılan müdahale yangının büyümemesi açısından önemli görüyor.

Orman yangını ve drone teknolojisi

Orman yangını ile mücadele teknolojileri arasında Dronelar kilit bir öneme sahip. Son yıllarda uydulardan gelen bilgileri teyit etmek ve yangının hatasız olarak yerini tespit için Dronelar kullanılıyor.

Özellikle helikopterlerin rüzgar yaratabileceği ve uçakların giremediği küçük alanlar için Dronelar kullanılmaya başladı. Yangın söndürme için de dronelar kullanılabiliyor. Ateşe dayanıklı yapıda imal edilen dronelar, yine insanların giremedikleri kritik noktalarda söndürme işlemi yapabiliyor.

Drone için kullanılan kızılötesi kameralar ve haritalama için kullanılan sensörler, yangın çıkan bölgeleri işaretleme için kullanılıyor. Böylece her sene yangın çıkan bölgelerin çok daha dikkatli bir şekilde tespiti sağlanıyor. İngiltere 2020 yılında droneları kullanarak çıkan yangınlar sonrası başarılı bir haritalama gerçekleştirdi. Bu haritalama sayesinde İngiltere orman yangınları mücadelede hangi noktaların daha tehlikeli olabildiğini belirleyebiliyor.

Yangın söndürme robotları

Son yıllarda karşımıza çıkan diğer bir orman yangınları ile mücadele için kullanılan teknoloji ise yangın söndürme robotları. Her ne kadar yangınlara havadan müdahale oldukça önemli. Ancak bu havadan müdahalenin yanında etkin bir karadan müdahale de çok önemli. Ancak itfaiye ekipleri tüm ateşten koruyan ekipmanlara rağmen, yeteri kadar sıcak bölgelere giremeyebiliyor.

Son yıllarda ise ABD ise Thermite adlı bir yangın söndürme robotu kullanılıyor. Bu insansız yangın söndürme aracı, yangının en sıcak bölgelerine bile girebilecek kadar dayanıklı.

Geçen seneden itibaren Los Angeles İtfaiyesiThermit RS3 robotunu müdahale ekibine kattı. Bu robot paletleri sayesinde engebeli arazilere tırmanma, sadece bir dakikada ise 2 bin 500 galon suyu yangına sıkabilme özelliğine sahip.

Yangın müdahalesinde kullanılan robot, çekicisi sayesinde ise 3 ton gibi ağırlıkları çekebilme gücünde. Tek başına bir söndürme ekibi olan robot, 500 metre uzaktan kontrol imkanı sağlıyor. Robot hem thermal hem de kontrol ekibine anlık görüntü aktaran bir kameraya sahip.

Orman yangını ve VR teknolojisi

Ynagınla mücadele için en önemli detaylardan biri ise yangını önleyici ekipleri eğitilmesi. Son yıllarda ABD, orman yangınları ile mücadelede VR başlıklarını kullanarak paraşüt ekiplerini eğitmeye başladı.

Yine AR teknolojisinin de çok yakında yangınla mücadele eğitimleri için kullanılması beklentiler arasında. ABD orman yangınları ile mücadele için yaptığı eğitimlerde, sınıf eğitimlerine göre çok daha yüksek bir verim aldı.

Tabii ki bu eğitim sonrası ekiplerin sahada da fiziksel eğitimler alması gerekiyor. Ancak VR sayesinde fiziksel zorluklara karşı tecrübe kazanan ekipler, yangınla mücadeleye çok daha hızlı adapte olabiliyor.

IOT (Nesnelerin interneti) ve yangınla mücadele

Yangınla mücadele için uydulardroneler ve yangın robotları önemli olsa da, yangın daha çıkmadan tehlikeyi fark etmek için ise hassas sensörlere ihtiyaç var. Ancak son yıllarda gelişen nesnelerin interneti teknolojileri ile birlikte bu sensörlerin de birbiriyle iletişim kurması sağlanıyor.

Enerji ihtiyaçlarını güneşten alan bu sensörler yine drone ve uydular aracılığıyla artan CO2 oranı, mevsim normallerinin dışında yüksek sıcaklık gibi erken uyarıları paylaşabiliyor. M2M yani makineler arası iletişimle birlikte çok daha anlık olan bu iletişimin gelecekte çok daha etkin hale gelmesi bekleniyor.

Kaynak:shiftdelete.net

Devamını Oku

Teknoloji paradoksu hayatı pahalılaştırmasın

Teknoloji paradoksu hayatı pahalılaştırmasın
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknolojik cihazlarımızın ve uygulamalarımızın çok sayıda özelliğe sahip olmasını seviyoruz, ancak yeni özellikler eklendikçe cihazlar asıl işini yapmaktan uzaklaşabiliyor. Buna teknoloji paradoksu deniyor ve hayatımızı bir anda arapsaçına çevirme potansiyeli taşıyor.

“Teknoloji paradoksu” bir cihazın kullanım ömrünün bir noktasında, kullanılabilirliğin zirvesine ulaştığı andan sonra karmaşıklaşmaya başlaması şeklide özetlenebilecek bir terim. Bu terimi ilk kez kullananlardan UC San Diego Tasarım Laboratuvarı Direktörü Donald Norman, “Günlük Şeylerin Tasarımı” adlı kitabında konuyu şu şekilde özetlemiş: “Her cihazda bir öncekinden daha fazla işlev sağlayarak hayatımızı kolaylaştıran teknoloji, ardından gelen sürümlerinde cihazı öğrenmeyi ve kullanmayı zorlaştırarak hayatı bu sefer zorlaştırmaya başlıyor. Teknolojinin bu paradoksu aslında tasarımcılar için bir meydan okuma yani başlı başına çözülmesi gereken bir sorun haline geliyor.”

Norman, öncelikle donanımlarda yaşanan teknoloji paradoksu ile ilgilense de, aynı durum yazılım tarafında da ortaya çıkabiliyor. Örneğin Snapchat kullanıcılarının, yeni gelen özelliklerin kullanımını daha zor hale getirmesi sebebiyle en son güncellemenin geri çağrılması için dilekçe vermelerini bu anlamda bir örnek olarak sayabiliriz.

TEKNOLOJİ ÇOK GELİŞTİĞİNDE NE OLUR?

Teknoloji paradoksu konusunu eksen olarak alırsak, aslında gelişen dünyada bir şeylerin yanlış gittiğine dair pek çok örnek bulmamız mümkün. Donald Norman bu konuda saatleri örnek gösteriyor. Saatler bir zamanlar sabit bir kullanıcı arayüzü ile çalışıyordu. Sonradan saatler zamanın yanı sıra, tarihi ve yılı da söyleyebilir hale geldi. Ardından çalar saat, hesap makinesi veya kronometre olarak da hizmet vermeye başladı. Şimdilerde akıllı saatler kalp ritmini de ölçüyor, internete de giriyor, hatta konuşmamızla emir alıp söylediklerimizi yerine getirebiliyor. Teknolojiye meraklı kişiler için bunlar harika özellikler olsa da, teknolojiye görece daha uzak kişiler için bu cihazlar neredeyse birer bela haline gelmiş durumda.

Telefonlar da bu paradoksun mağdurlarından. Birbiriyle canhıraş bir rekabet içinde olan cep telefonu markaları aynı anda daha fazla işlev sağlayan daha az tuşlu cihazlar üretmeye çalıştığı için, sizin hiç aramak istemediğimiz birini cep telefonunuzla yanlışlıkla aradığınızı veya yanlışlıkla özçekim yapıp birilerine gönderdiğinizi düşünün. Elbette, parmak izi tarayıcısı güvenlik anlamında müthiş bir adım ancak parmağınız terli diye telefonunuzu açamamak insanın sinirlerini zıplatmıyor mu?

TEKNOLOJİ İLERLEYİNCE FİYATLAR YÜKSELİYOR MU?

Teknoloji markaları buna hayır diye cevap vereceklerdir. Haklılar çünkü wikipedia.org sitesinin “Teknoloji” maddesinde belirttiğine göre “Teknolojik ürünlerin işlevleri çoğaldıkça o ürünler aynı oranda pahalanmıyor, hatta -daha çok fonksiyon barındırıp daha çok kişiye ulaştıkça- fiyatlar ucuzlayabiliyor”. Zaten pek çok teknolojik ürün bugün Black Friday veya Yılbaşı gibi masif promosyon dönemlerinde alındığında, ya da gibi siteler vasıtasıyla yurtdışından direkt siparişle, veya  gibi sitelerden bir kupon indirimi kullanarak alındığında ucuza getirilebiliyor. Yani aslında hayatımızı kendimize dar etme paradoksumuz da burada başlıyor. Çünkü daha fazla işlevli yepyeni bir model cihazı aynı fiyata hatta bazen daha ucuza almayı kim istemez? İşte tuzağa o anda düştünüz: Elbette ki o teknolojik ürünün o en yeni versiyonundaki onlarca yeni ve çığır açıcı teknolojik fonksiyon sizin için yaratıldı, ama tabii ki yeni kullanım kılavuzunu okumaya vakit ayırmanız ve o yeni düğmelerle bolca deneme-yanılma yapmanız şartıyla.

TASARIM GELİP GÜNÜ KURTARDIĞINDA

Gerçek şu ki, tüm teknolojiler teknoloji paradoksuna yenik düşmüyor. Bazı donanım öğelerinden şikayet ediyor olsak bile bugün ortalama bir akıllı telefonun çoğumuzun kullandığı laptoplardan daha fazlasını yapabilmesi ne kadar geliştiğinin bir göstergesi.

Teknoloji, iyi tasarım yoluyla teknoloji paradoksunun önüne geçebiliyor. Grafik kullanıcı arayüzü gibi kullanılabilirlik özelliklerinin evrimi, teknolojik bir cihazın hayatımızı zorlaştırmadan birçok işlevi yapabilmesini sağlıyor.

TEKNOLOJİ PARADOKSUNDAN KAÇINMAK İÇİN

En yeni teknolojiyi takip edebilir veya etmeyebilirsiniz: Bu kişisel bir seçim. Televizyonlardaki reklamlar teknolojiyi takip edin diyor, çünkü en son model bir cep telefonunun kamerası çok daha sıra dışı kareler yakalayabiliyor, eliniz titrese de kamera bu titreşimi fotoğrafa yansıtmayabiliyor, hatta bir mikroskop işlevi görebiliyor. Ama siz eğer bu kadar son model cihaz taraftarı değilseniz, cihazlarınızı ve yazılımlarını elinizden geldiği sürece değiştirmemeyi seçebilirsiniz. Yeni bir telefon çıktı diye gidip satın almak cazip gelebilir; fakat gerçekten yenisine ihtiyacınız olana kadar bir cihazı elinizde tutmak hem daha ekonomik hem de kesinlikle daha çevreci bir yaklaşım olacaktır.

Öte yandan markadan markaya atlamamak da önemli bir vakit kazancıdır. Eğer yeni bir cihaza ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, aynı markada kalmaya, yani aynı markanın daha ileri versiyonlarına bakmaya çalışın. Bunun nedeni şu: Yeni cihazlar çıktığında üreticiler benzer tasarım şemalarına bağlı kalma eğilimindedir. Aynı düğmeler genellikle aynı yerdedir, sistem bir versiyonda tamamen alt-üst olmaz. Örneğin Motorola’dan Samsung’a veya Samsung’dan Apple’a geçmek yerine, aynı markadan devam etmeniz hayatınızı kolaylaştırabilir.

TEKNOLOJİYLE ÇALIŞMAYI ÖĞRENİN

Cihazlar ve arayüzler, kullanıcıların belirli bir şekilde davranacağı beklentisiyle tasarlanır ve kullanıcılar farklı davrandığında kullanılabilirlik sorunları ortaya çıkar. Donald Norman’a göre “Kullanıcılar teknolojiden isteklerini ve beklentilerini açıkça ifade edebilirlerse, tasarımcı ve kullanıcı daha kolay aynı noktada buluşabilir ve sonuçta aslında herkesin istediği olur”. Çünkü insanlar genellikle geçmişten nostalji ve memnuniyetle “basit zamanlar” olarak bahseder. Bu kısmen doğru olsa da teknolojinin karmaşık olması, kullanımının da karmaşık olması anlamına gelmiyor. Teknolojiden ihtiyacımız olan kadarını seçmek, karmaşıklaştığını hissettiğimiz zaman bir süre yeni versiyonlara geçmeyi durdurmak ve istediğimiz zaman tekrar versiyon yükseltmek tamamen bizim elimizde.

kaynak:superhaber.tv

Devamını Oku

Santa Fe hibrit motor seçeneği Türkiye’de!

Santa Fe hibrit motor seçeneği Türkiye’de!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hyundai, hibrit motorlu yeni Santa Fe modelini Türkiye pazarında satışa sundu. İşte otomobilin fiyatı ve özellikleri.

Geçtiğimiz hafta B-SUV modeli BAYON’u satışa sunarak tüm dikkatleri üzerine çeken Hyundai Assan, şimdi de Yeni Santa Fe ile SUV segmentindeki iddiasını sürdürüyor. Teknolojik özellikleri, şık tasarımı ve geniş iç mekanıyla öne çıkan Yeni Santa Fe, premium malzeme kalitesi ve güçlü motoruyla da oldukça başarılı bir duruş sergiliyor. Hyundai’nin en fazla satılan ve aynı zamanda tüm dünyada en fazla bilinen modeli olarak büyük bir öneme sahip olan Santa Fe, D-SUV segmentinde konumlandırılıyor.

Hyundai’nin yeni tasarım özelliklerinin bir parçası olan Santa Fe, LED farlarla kombine ön ızgarası ve gündüz yanan farları (DRL) ile yeni tasarım kimliğini ortaya koyuyor. Geniş ızgara, Yeni Santa Fe’ye cesur bir karakter verirken, ızgaradaki geometrik desen stereoskopik bir görünüm katıyor. Yeni T şeklindeki gündüz farları, otomobilin dışındaki sağlam karakteri tamamlıyor ve en uzaktan bile tanınabilir hale getiriyor.
19 inç’lik jantlar üzerinde hareket eden Santa Fe, kaslı ve modern yapısını sportif ön ve arka tamponlarla da destekliyor.

Yeni nesil 1.6 litrelik T-GDi “Smartstream” motorla donatılan premium otomobil, Hyundai’nin yeni Sürekli Değişken Valf Süresi (CVVD) teknolojisini kullanan ilk model. Performanslı kullanımın yanı sıra yakıt verimliliğini de ön planda tutan bu sistem, motoru daha da optimize etmek için “Düşük Basınçlı Egzoz Gazı Devirdaimi (LP EGR)” özelliğine sahip. CVVC sistemi, sürüş koşullarına göre valfin açılma ve kapanma süresini düzenleyerek performansta hissedilir bir artış sağlıyor. Aynı zamanda yakıt verimliliği ve emisyonlarda iyileştirmeler de sunuyor.

Diğer geliştirmelerin yanı sıra Hyundai, Santa Fe modelinde elektrifikasyona da yer veriyor. Turbo benzinli motoru, hibrit teknolojisi ile destekleyen Hyundai, motor performansını ve yakıt ekonomisini bir arada sunuyor ve böylelikle SUV segmentindeki müşteri beklentilerini en iyi şekilde karşılamış oluyor. Yepyeni bir platform ile üretilen Santa Fe, güvenlikte de önemli iyileştirmelerin yanı sıra elektrikli güç aktarma organlarının işini de kolaylaştırıyor. Doğrudan enjeksiyonlu turbo beslemeli motor, 44.2 kW’lik elektrik motoruyla kombine olarak 230 beygir güç üretirken aynı zamanda 350 Nm maksimum tork sağlıyor. Gücünü 1.49 kWh lityum ion polimer bataryaya aktaran bu elektrik motoru, özellikle şehir içi trafiğinde Santa Fe’nin emisyon ve yakıt tüketim değerlerini aşağıya çekerken aynı zamanda performansa da önemli bir şekilde katkıda bulunuyor.

Tek donanım seçeneği var

Türkiye’de tek bir donanım seçeneği ve motor tipi ile satışa sunulan Yeni Santa Fe, 7 koltuklu oturma düzeni ile kalabalık ailelerin de dikkatini çekiyor. Deri döşemelere sahip otomobilin ön ve arka koltukları ısıtmalı olarak gelirken ön koltuklarda soğutma özelliği de var. Geliştirilmiş direksiyon sisteminde de ısıtma özelliği bulunurken ön konsolda elektronik bir vites paneli bulunuyor. Geleneksel vites kolları yerine tamamen tuşlu sisteme yer verilerek genişlik hissiyatı arıtırılıyor.

Santa Fe, 12.3 inçlik büyük bir dijital gösterge paneli ile donatılmış. Kokpitte dikkat çeken bir diğer donanım ise diğer Hyundai SUV modellerinden aşina olduğumuz 10.25 inçlik bilgi eğlence ekranı bulunuyor. Krell müzik sistemi ile desteklenen bu ekranda Apple Car Play ve Android Auto bağlantı özelliği de var. Günümüzün gereksinimi olan kablosuz şarj sistemi, Santa Fe’de de sunuluyor.

Park esnasında veya sıkışık alanlardaki manevralarda sürücünün yardımına koşan 360 derecelik kamera sistemi de Santa Fe’nin güvenlik donanımlarından birini oluşturuyor. Dur kalk özellikli akıllı hız sabitleme kontrolü, şeritte kalma asistanı, şerit takip asistanı ve ön çarpışma engelleme asistanı ile donatılan Santa Fe, ayrıca elektrikli bagaj kapağına sahip.

Santa Fe hibrit Türkiye fiyatı

Dört tekerlekten çekiş sistemiyle donatılan Hyundai Santa Fe 1.6 Hibrit Progressive, 889.000 TL’lik fiyat etiketine sahip.

Devamını Oku

iPhone 14 Ailesinin Tüm Üyeleri Bu Özelliği Alacak!

iPhone 14 Ailesinin Tüm Üyeleri Bu Özelliği Alacak!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

iPhone 13 cihazlarında sadece Pro modelleri 120Hz LTPO OLED ekran alabiliyor. Ancak bu durum iPhone 14 ailesi için böyle olmayabilir.

iPhone 13 serisinde yalnızca Pro modeller, 120Hz LTPO OLED ekran almış ancak diğer modeller 60Hz ekranda kalmıştı. Bunun sebebi, LTPO ekranları sadece Samsung’un yapabiliyor olması. Ancak Güney Koreli teknoloji devi yeterli adet üretme kapasitesine sahip değil.

Ancak LG, bu oyununu hızlandırmayı ve gerekli panelleri gelecek yıl üretmeye başlamayı umuyor. LG o kadar iddialı ki Kore medya kuruluşu Elec’e göre şirket, iPhone 14 lansmanı taleplerini karşılayabilir. LG, LTPO panel üretim ekipmanı tedarikçisi Avaco ile halihazırda görüşüyor ve üretime başlamak için Apple’ın onayını bekliyor.

iPhone 14 ailesinin tüm üyeleri 120 Hz LTPO OLED panellere sahip olabilir

Apple da onayladıktan sonra Avaco, ekipmanı LG’nin üretim tesislerine göndermeye başlayabilir. Her şey plana göre giderse LG, Pro olmayan iPhone 14 modellerini de kapsayacak şekilde 120Hz LTPO OLED paneller üretebilir ve hatta Samsung’un ürettiği iPhone Pro bölgesini de kendisi üstlenebilir.  Bu, Apple’ın panel tedarikini daha da çeşitlendirmesine ve Samsung’a olan bağımlılığını azaltmasına olanak tanıyacaktır.

Tabii Samsung bu durumdan memnun olur mu bilinmiyor. Şirket bu konuyla ilgili henüz bir yorum yapmadı. iPhone için ekran tedarik etmek Güney Koreli teknoloji devine de oldukça iyi bir konum sağlıyor. Neticede iPhone telefonlar akıllı telefon sektöründe en çok tercih edilen cihazlar arasında.

Kaynak:Teknolojioku.com

Devamını Oku

Wolverine Sonunda Marvel Sinematik Evrenine Giriyor!

Wolverine Sonunda Marvel Sinematik Evrenine Giriyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bütün süper kahramanlar içerisinde şüphesiz en gözü kara olan Wolverine’dir! Wolverine, farklı bir boyuta transfer mi oluyor?

Wolverine, Marvel Comics tarafından yaratılmış, yayınlanan çizgi romanlarda süper kahraman olarak beliren ve daha sonraları Hugh Jackman‘ın canlandırmasıyla sinemaya uyarlanmış kurgusal bir karakterdir. Wolverine’in iyileşmek için diğer süper kahramanlar gibi başkalarına ihtiyacı yoktur. Kurt Adam, kendini yenileme ve iyileştirme özelliğine sahiptir.

X-Men filmleri ile hayatımıza dahil olan ve Wolverine karakterine hayat vererek gönüllerde taht kuran ünlü aktör Hugh Jackman’ın X-Men karakterinin Marvel‘e olası bir transferi konuşuluyor. Bildiğiniz üzere Mutant kahramanların telif hakları geçtiğimiz yıllarda Disney tarafından satın alınan 20th Century Fox‘a geçmişti.

Bu sebeple Disney Plus için 2020 yılında seri filmleri ile hayranlık uyandıran yapımların izlenme oranları göz önüne alındığında Wolverine’in Marvel’ın Sinematografik Evrenine dahil olması mümkün olacak gibi görünüyor.

Geçen günlerde sosyal medya aracılığıyla paylaşılan iki Hugh Jackman görüntüsü bu iddiaları doğrular nitelikteydi. Bunlardan ilkinde, Wolverine’in pençelerini gösteren Bosslogic, sanatçısı tarafından geliştirilen bir görsel vardı. İkincisi ise Jackman’ın Marvel Studios Başkanı Kevin Feige ile bir fotoğrafı paylaşıldı. Bu transferin gerçekleşmesi mümkün olabilir mi?

Hugh Jackman bir kez daha Wolverine oynayabilir mi?

Disney’in 20th Century Fox’u satın alması sırasında Jackman, The Daily Beast ile yaptığı bir röportajda, başka bir aktörün Wolverine ile ekrandaki mirası sürdürmesi gerektiğini açıkladı. “Bir daha ortaya çıkmayacak kadar iyi bir karakter,” dediği ve büyük ihtimalle gelecekte onu oynamak için geri gelmeyeceğini belirtiği bildirildi. Hugh Jackman’ın Wolverine rolünden emekli olmasıyla birlikte Marvel hayranları onun yerini kimin alacağı konusunda spekülasyonlar yapıyor. Birçoğu Jackman’ın son bir kez daha dönmesini umuyor, ancak aktör birçok kez rolü bitirdiğini söyledi.

X-Men hayranları şimdiden Wolverine’in MCU’ya (Marvel Sinematik Evreni) dahil edilmesiyle ilgili bazı spekülasyonlar yapmaya başladılar. Marvel 4.Aşama çoklu evrenle ilgili olduğundan ve birçok sorunlar var olduğundan, bir noktada Marvel karakterlerinin farklı sürümlerinin ortaya çıkması farklı kahramanların katılması hiç de garip olmayacaktır.

Belki de X-Men, bu sinematografik evrene tam olarak gelecekteki bir projede küçük değerli bir taşı korumak için yalnız geliyor olabilir. Ne de olsa Jackman, birçok filmde yalnız kahraman Wolverine’i canlandırmıştı.

Böylece hayranlara kalan tek şey daha fazla haber beklemek ve Wolverine‘in sonraki yapımlarda MCU’da (Marvel Sinematik Evreni) gerçekten görünüp görünmeyeceğini bilmek. Bizi izlemeye devam edin.

Kaynak:Teknoloji.com

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi News Kayit Sitesi